KİRAZ |
|
|
|
 |
KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ -
1-GİRİŞ:
Anadolu birçok meyve türlerinde olduğu gibi kirazın
da en eski kültürünün yapıldığı bir yerdir. Yapılan
çalışmalarla kirazın gen merkezinin Transkafkasya, Küçük
Asya civarı ve İran olduğu belirlenmiştir.
|
Yabani kirazların
yoğun olarak bulunduğu Hazar denizi ile Karadeniz arasındaki bölgenin kirazın
Anavatanı olduğu kabul edilmektedir. Memleketimizde de Kuzey Anadolu Dağları ve
Doğu Toroslarda yabani tiplere bol miktarda rastlanmaktadır.
Dünyada 1500 civarında kiraz çeşidinin yetiştiriciliği
yapılmaktadır. Yapılan ıslah çalışmaları ile bu sayı devamlı artmaktadır. Hem
çeşidin fazlalığı hem de çeşitlerin bölge insanları tarafından değişik
isimlendirilmesi sonucu; bazen aynı çeşit değişik isimlerle, bazen de değişik
çeşitler aynı isimlerle söylenir olmuştur. Bu durum ülkemizde bir çeşit ve isim
kargaşasına sebep olmuştur.
Kirazın menşei ile ilgili bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar
sonucunda vişnelerin kirazdan meydana geldiği tespit edilmiştir.( ÖZ; 1982 )
Dünyada geniş bir yayılmaya sahip olmakla beraber ticari üretimi
bazı ülkelerde yoğunlaşmıştır. A.B.D, Türkiye, Almanya, İtalya, Fransa, Bağımsız
Devletler Topluluğunun Avrupa kısmı önemli üretici ülkelerdir. Ülkemiz iklim
şartlarına bağlı olarak A.B.D’den sonra genellikle ikinci sırada yer almaktadır.
Üretim miktarı bakımından sevindirici bir durumda olmamıza rağmen,üretim
kalitesi ve ihracat miktarı bakımından durumumuz istenilen düzeyin çok
altındadır.
Kiraz her bölgemizde az çok yetişmekle beraber,bazı yörelerimizde
temel geçim kaynağı olarak özel bir anlam taşımaktadır. Dereçine, Uluborlu,
Honaz, Kemalpaşa böyle yörelerimizdendir. Önemli kiraz üreticisi illerimiz ise
Manisa, İzmir, Afyon, Isparta, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Zonguldak, Kastamonu,
Artvin, Konya olarak sayılabilirler.
Üretimimiz ve toplam ağaç sayımız devamlı artmakla beraber ağaç
başına verim istenilen seviyede değildir. Ülkemizde ağaç başına verim yaklaşık
olarak 25.kg. civarındadır. Bu düşük verimin sebebi ise eski bahçelerin tek
çeşitle, dölleyici çeşit olmadan kurulması ve kültürel tedbirlerin gereği gibi
uygulanmamasıdır.
İhracat miktarlarımız da istenilen seviyede değildir. Toplam
üretimimizin % 10’unu bile ihraç edememekteyiz. Buradaki problem ihracata uygun
özellikte kiraz üretimimizin yetersiz olmasıdır.
Taze meyve ihracının yanısıra Starks Gold, Gılli, Akçıllı ve 0900’ün
işlenerek satılması da giderek artmaktadır. Gıda sektöründeki yatırımlara
paralel olarak bu konuda da gelişmeler beklenmelidir.
Özetle ülkemizde kiraz tarımı açısından kısıtlayıcı faktörler
yoktur. Uygun arazilerin seçimi, dikimde planlamanın iyi yapılması, erken
verimliliğin sağlanması, kültürel tedbirlerin zamanında ve eksiksiz alınması ile
ihracatımızın sürekli artmaması için bir sebep görülmemektedir. Kiraz ihracat
yönünden diğer meyvelere göre çok şanslı görülmektedir.
Bizlere düşen, üretimin artırılmasının yanında, kalitenin de belli
ölçülere yükseltilmesi için neler yapılabileceğinin ortaya konması ve bunların
süratle uygulamaya geçirilmesidir. Bu kitap akademik iddialardan uzak olarak hem
teknik elemanlar hem de önder çiftçilere uygulamada rehberlik etmesi amacıyla
hazırlanmıştır.
TİCARİ KİRAZ BAHÇESİ KURMAK İÇİN YER SEÇİMİ
A- YER VE YÖNEY
Genelde küçük çiftçilerin arazi varlığı az ve sabit olduğu için yer
ve yöney seçimi şansları yoktur. Ancak yeni ve düzenli bir kiraz bahçesi tesis
edecek yatırımcılar yer seçerken bazı hususlara dikkat etmelidir.
Rakımın 1000 mt. Veya daha yüksek olduğu arazilerde güneye bakan
yamaçlarda uyanma erken olacağı için;geç ilkbahar donlarından zararlanma
görülebilir. Don tabanı oluşturan, etrafı tepelerle çevrili çukur ve taban
yerler de uygun değildir. Su tutma kapasitesi yüksek, ağır ve taban yerler de
kirazın gençlik kısırlığı dönemini kısalttığı gibi ömrünü de kısaltır. Ağır ve
taban yerlerdense, meyilli ve yamaç yerler daha uygundur.
Hafif meyilli, hava akımının tatlı bir şekilde olduğu,şiddetli
rüzgarlara açık olmayan yerler kirazlar için
Uygundur. Çiftçi hafif meyilli bir araziye sahipse ve birkaç türle
bahçe kurmayı düşünüyorsa, drenajı daha iyi olan meyilli yerlere kirazları
dikmelidir.
Özetlemek gerekirse; kirazlar tabii drenajı iyi, geç ilkbahar donu
riski olmayan, kuzey rüzgarlarına kapalı, yüksek rakımlı yerlerden hoşlanırlar.
B- İKLİM
Kiraz tam anlamıyla bir ılıman iklim meyvesidir. Yüksek yaz
sıcaklarından hoşlanmadığı gibi düşük kış soğuklarından da zarar görür. Aşırı
yaz sıcakları genel anlamda bitki gelişimini yavaşlatır. Su sıkıntısı olan
yerlerde meyve kalitesini düşürür. Bazı çeşitlerde çift pistil ( ikiz meyve )
oluşumunu artırarak Pazar değerini düşürür.
Düşük sıcaklık zararlanmaları birkaç yönüyle önemlidir. Don
derinliğinin fazla işlediği topraklarda doğrudan köklerin donması, dal birleşme
noktalarında zararlanma, çiçek gözleri veya çiçeklerin donması, gövde yanma ve
yarılmaları belli başlı iklim zararlanmalarıdır. Doğrudan köklerin donması ile
dal birleşme noktalarının zararlanması ender rastlanabilecek bir durum ise de
bölgenin uzun yıllar ortalamalarına göre minimum sıcaklıklarının bilinmesi riski
önleme bakımından önemlidir.
Uzun yıllar ortalamalarına göre köklerin donma riski varsa bu tip
bölge ve arazilerde toprak istekleri de gözönünde bulundurularak idris anacının
tercih edilmesi düşünülebilir. Toprağın sonbaharda yüzeysel olarak işlenmesi,
sap – saman veya ot artıkları ile toprak yüzeyinin örtülenmesi, ahır gübresi
serilerek malç gibi kullanılması bu konuda alınabilecek tedbirlerdir. Zaten
mevcut kiraz havzalarımızda böyle bir problem çok uzun yıllardır görülmemiştir.
Ancak kirazın ilk defa tesis edileceği bölgelerde ekstrem sıcaklık değerlerinin
araştırılmasında fayda vardır. Dal birleşme noktaları şiddetli donlara daha
hassastır. Ana dallar gövdeye dar açı ile bağlanıyorsa dondan zarar görme
tehlikesi daha fazladır. Bu konu budama bahsinde daha ayrıntılı olarak
anlatılacaktır. Ancak yeri gelmişken; dal açılarının geniş olmasının bu don
zararını azaltacağı bilinmelidir.
Çiçek gözü ve çiçeklerin dondan zarar görmeleri daha sık
karşılaşılan bir zarar şeklidir. Herne kadar kirazlar badem , kayısı, şeftali,
bazı erik grupları kadar erken çiçeklenmez ise de dondan zarar görmeleri ihtimal
dahilindedir. Gelişmiş ülkelerde ve büyük bahçelerde bu risk otomatik olarak
çalışan rüzgar pervaneleri, sisleyici ve dumanlayıcılarla kontrol edilmektedir.
Genellikle çiçeklenme dönemindeki don olayı açık ve rüzgarsız gecelerde olacağı
için, bazı korunma tedbirleri uygulanabilir. Bahçenin değişik yerlerinde önceden
hazırlanan yanık yağ emdirilmiş sap-saman artıkları veya talaş, lastik gibi
şeylerin don beklentisi olan gecelerde yakılması bir dereceye kadar korunma
sağlar. Ancak ısrarlı ve devam eden donlarla baş etmek neredeyse imkansızdır.
Kış mevsimi içerisinde – 20 derece; kışın hemen başı ile sonuna
doğru ise – 15 derece ekstrem ( tehlikeli ) dereceler sayılabilir. Bu
derecelerin altındaki soğuklar ağaçlara da zarar verirler. Tomurcuk
patlamasından sonraki dönemlerde –5 derecenin iki saat sürmesinin bütün
çeşitlerde ekonomik zarar yapacağı beklenilmelidir.
Düşük sıcaklık zararlanmaları ağaçların genel kondisyonu ile de
ilgilidir. Bazı kültürel uygulamalar ve uygulama zamanları dondan etkilenmeyi
artırır veya azaltır.
- Kiraz bahçelerinde su ve azotlu gübre dengeli ve yeterli seviyede
kullanılmalıdır. Çok geç dönemlerde veya fazla miktarlarda sulama ve gübreleme
yapılmamalıdır.
- Gübrelemede sadece azotlu gübreyle yetinilmeyip;toprak tahliline
göre fosforlu ve potasyumlu gübreler de kullanılmalıdır. Özellikle potasyumlu
gübreler ağacın mukavemetini artırır.
C- YAĞIŞLAR
Teorik olarak 600 mm.den daha fazla yağış alan yerlerde kiraz
yetiştiriciliği tapılabilir olarak kabul edilmişse de,dışsatıma yönelik kaliteli
kiraz yetiştiriciliğinde bu ölçü pek bir şey ifade etmez. Kiraz
yetiştiriciliğinde yağışın toplam miktarından ziyade ,dağılımı önemlidir.
Yağışın dağılımı da güvenilir olmaktan uzaktır. Bu yüzden kaliteli kiraz üretimi
için sulama gereklidir. Çünkü kalite unsurlarının geliştiği dönem ülkemiz
genelinde yağışsız bir dönemdir.
“Ben” düşme döneminden önceki yağışlar olumlu etki yaparlar.
Çiçeklenme dönemi ile hasada yakın dönemlerdeki yağışların etkisi ise
olumsuzdur. Çiçeklenme dönemindeki yağışlar,direk veya dolaylı olarak döllenme
üzerinde olumsuz etki yaparlar. Polen uçuşu engellenir ve arılar rahat
çalışamazlar. Hasada yakın veya hasat esnasında olan yağışlar ise hem yağmur
çatlamalarına yol açar, hem de ürün kalitesini etkilerler. Sulanmadan yapılan
yetiştiricilikte, meyve tutumundan itibaren “ben” dönemine kadar ki yağış
miktarı ile,hasattan sonraki yağış miktarları önem taşır. Kış süresince meydana
gelen bol yağışlar kirazın kritik dönemleri için pek anlam ifade etmez. “Ben”
döneminden önceki yağışlar o yılın meyve kalitesine; masattan sonraki yağışlar
ise gelecek yılın meyve gözlerinin gelişimine katkıda bulunur.
Pek nadir olmakla beraber, aşırı kurak giden kışlarda da kirazlar
rahatsız olurlar. Kışınki yağışlar ürün kalitesine etki etmeseler de genel ağaç
sağlığı bakımından önem taşırlar.
D- SOĞUKLAMA İHTİYACI
Soğuklama ihtiyacı teknik anlamda 7.2 derecenin altında geçen toplam
kış dinlenme ihtiyacının saat olarak ifadesidir. Bu süre her çeşit için
farklıdır. Kirazlar için genel kabul 1000 saatin üzerindedir
Soğuklama ihtiyacı tamamlanmadığında, tomurcuk silkmesi,
çiçeklenmede gecikme ve düzensizlik görülür. Genel olarak aşırı ılık geçen
kışlar ile kararsız (soğuklu-ılıklı ) geçen kışlardan sonra bu düzensizlikler
görülebilir.
Bu genel kabullere rağmen bazı havzalarımızda başarılı bir şekilde
kiraz tarımı yapılmaktadır. İklim özellikleri hiç benzemediği halde,zeytin-incir
kuşağındaki Kemalpaşa'da da bol ve kaliteli kiraz yetiştirilmekte;sert karasal
iklimli Afyon çevresinde de bol ve kaliteli kiraz yetiştirilmektedir. Bu olay
kirazın adaptasyon kabiliyetinin bir ölçüsü olarak alınsa bile soğuklama
ihtiyacı kavramının tek başına çok anlamlı olmadığını da belirtir. Bazı
çalışmalarda lambert çeşidi, soğuklama ihtiyacı en yüksek olarak bulunmuşken
(1720 saat ) Kemalpaşa'da sorunsuz olarak yetişmektedir.
E- TOPRAK
Kirazlar toprak yönünden seçicidir. İyi drene
edilmiş,derin,verimli,havadar,organik madde yönünden zengin topraklar isterler.
Nehir ve çay kenarlarındaki alüviyal topraklar ile,dağ ve tepe yamaçlarının
eteklerindeki yumuşak ve derin topraklar kiraz yetiştirmeye uygundur.
Son yıllarda iyi gelir getirdiği için kirazlar hoşlanmadıkları taban
ve ağır topraklara da dikilmektedir. Bu tip topraklara kiraz dikilecekse bazı
tedbirler alındıktan sonra dikilmelidir. Çünkü toprak şartlarının olumsuzluğu,
giderilmesi çok zor ve pahalı olan gelişme ve sağlık problemleri yaratmaktadır.
Uygun olmayan toprak şartlarının yol açacağı problemler şöyle özetlenebilir:
- Fazla kireç sürekli kloroz sebebidir. Bu olay ağacın kondisyonunu
düşürerek sağlıksız, dayanıksız ve hatta kurumaya meyilli bahçeler meydana
gelmesine yol açar. Kalitede de sorun yaratır.
- Ağır-killi topraklar da kök boğulmalarına sebep olurlar.
Başlangıçta sadece kloroz şeklinde görülen bu tepki giderek dal ve ağaç
kurumalarına yol açar.
- Drenaj problemi olan topraklarda , kök çürümelerine yol açan
mantarlar aşırı çoğalarak , ağaçlarda önce dallarda kloroza, giderek dal hatta
ağaç kurumalarına yol açarlar.
- Ağır ve çok su tutan topraklar verimsiz gençlik kısırlığı dönemini
uzatır,zamklanmaya sebep olarak ağaç ömrünü kısaltırlar.
- Havalanamayan, sert ve geçirimsiz topraklar da zamklanmaya ve
giderek ağaç ölümlerine yol açarlar.
- Fazla kumlu ve su tutamayan topraklarda ise su ve besin
maddelerinin uygulanması ve muhafazası bir problem olup,strese yol açar ve
kaliteyi olumsuz yönde etkiler.
Bazı olumsuz şartlar dikimden önce alınacak bazı tedbirlerle
nispeten düzeltilebilir. Zaten bu tedbirler genel anlamda bütün bahçecilik için
lüzumlu olmakla beraber,kirazlarda olumsuz toprak şartları sadece verim ve
kaliteyi etkilemeyip ; ağaçların hayatiyetini de etkilediği için daha da önem
taşımaktadır Bahçe tesisinden önce,toprağın yapısı ve beklenen problemlere göre
değişmekle birlikte, şartları iyileştirme anlamında alınabilecek bazı tedbirler
şunlardır :
- Tesviyesiz bir araziye kiraz dikilmemelidir. Toprağın kuru olduğu
bir dönemde , arazinin büyüklüğü ve eldeki imkanlara göre ,skrayper, traktör
tesviye küreği,çekme veya el aletleriyle arazi yüzeyi su göllenemeyecek şekilde
düzeltilmelidir
- Hem tesviyeden önce hem de tesviye işleminden sonra 90 cm.
aralıklarla , baklava dilimi şeklinde , çapraz olarak sub-soiler ile patlatma
yapılmalıdır. Patlatma ,yılın en kurak ve toprağın en kuru olduğu Ağustos- eylül
aylarında yapılmalıdır.
- Toprağın tipine göre değişmekle birlikte, 40- 50 mt. Aralıklarla
drenaj kanalları açılmalıdır. Bu kanallar taş, çakıl ve kum ile doldurularak
arazi bütünlüğü korunabilir.
- Krizma yapılmalı ve krizma esnasında toprağa yanmış ahır
gübresi,ince kum, mil karıştırılmalıdır.
- Bu uygulamalar bazı sebeplerle yapılamıyorsa, hiç değilse dikimin
sırta veya yüzlek yapılması, parsel kenarlarına hendek açılması, sub-soilerle
patlatma yapılması da fayda sağlar.
Bu konu üzerinde fazla durulmasının sebebi, bahçe kurulduktan sonra
artık bazı hataların düzeltilmesi mümkün değildir. Yapılan bahçe gezileri ve
sürveylerde “hastalık” olarak çiftçilerin şikayetçi olduğu pek çok problemin
kökeninde toprak şartlarının olumsuzluğu görülmektedir. Bu yüzden toprak ıslah
tedbirleri çok önemlidir.
Elbette yukarıda sayılan tedbirlerin tamamı her toprak için gerekli
değildir. Bir hataya düşmemek veya lüzumsuz yere masraf etmemek için , güvenilir
bir uzmandan yardım istemek en doğrusudur.
Anaç seçimi de toprak tipi ve yapısıyla doğrudan ilgilidir. Burada
genellikle yanlış anlaşılan bir konuya açıklık getirilmesinde fayda vardır.
İdris veya kuşkirazı anaçlı fidan seçimi gündeme geldiğinde genellikle taban ve
sulu yerlere kuşkirazı anaçlı fidan önerilir. Bu, kuşkirazının böyle yerleri çok
sevdiği anlamına gelmez. Böyle yerlerde drenaj sorunu varsa ve uygun bir sulama
sistemi ve rejimi kurulamamışsa, kloroz ve zamklanma beklenmelidir. Böyle
alanlara kuşkirazı anacının önerilmesi, buralarda idrisin kök boğulması
sebebiyle daha kısa ömürlü olmasındandır. Gerçekte fazla su tutan, havalanma ve
drenajı kötü olan topraklar her iki anaca da uygun değildir. Toprağa uygun anaç
seçimi bakımından, taşlı-kumlu topraklar ile suyun kısıtlı olduğu veya sulama
suyunun bulunmadığı yerlerde idris anacı kullanılabilir. İdris kirece karşı da
daha dayanıklıdır.
F- BAHÇENİN PLANLANMASI
Kültürel işlemlerin kolay ve rahat yapılabilmesi, ağaçların güneş ve
topraktan eşit yararlanması amacıyla, ağaçlar belli bir düzende dikilirler.
Arazinin şekli, eldeki alet- ekipman, toprağın yapısı, ara tarımına ihtiyaç olup
olmadığı gibi hususlar gözönünde bulundurularak; dikdörtgen, kare, satranç,
üçgen dikim şekillerinden birisine karar verilir. Burada şu veya bu şeklin
önerilebilmesi çok zordur. En doğrusu çiftçinin kendisinin karar vermesidir.
Kare veya dikdörtgen şekiller kolay planlanır ve daha harcı-alemdir. Kültürel
uygulamalarda daha az sorun yaratırlar.
Dikim şekillerine göre dekara dikilecek bitki sayıları basit
formüllerle hesaplanabilir.
Kare dikim : Aralık ve mesafeler eşittir. 6x6 m. Düşünüldüğünde bir
bitki için 36 metrekare hayat alanı hesaplanır. 1000 metrekare / 36 metrekare =
27-28 ağaç / dekar hesaplanır. 7x7 metrekare düşünüldüğünde ise 49 metrekare her
bir bitki için hayat alanı hesaplanır. 1000 / 49 = 20-21 ağaç hesaplanır.
Dikdörtgen dikim : Bir tarafı dar öbür tarafı geniştir. Ağaçlar
geliştiğinde tek yönlü uygulama ve servis yapılabilir. Kuşkirazı ve idris anacı
kullanıldığında “yakın” dikdörtgen (6x5,6x7,6x4)kullanılabildiği halde sık dikim
sistemlerinde sıralar arasıyla, sıralar üzeri çok farklı (4x1,4x2,5x1,5x2 )
olabilmektedir. 6x4 düşünüldüğünde bir bitki için hayat alanı 24 metrekare ;
1000 / 24 = 41-42 bitki ; 6x5 düşünüldüğünde, 1000 / 30 = 33-34 bitki, 6x7
düşünüldüğünde, 1000 / 42 = 23-24 bitki dikileceği hesaplanabilir.
Satranç dikimde bahçe kare dikime göre planlanarak, karelerin
ortasına bir bitki daha dikilir. Kare dikildiğindeki bitki sayısı hesaplanır,
daha sonra toplam kare kadar bitki sayısı ilave edilir. 7x7 düşünüldüğünde (1000
/ 49)+12 (kare sayısı ) = 32 ağaç şeklinde hesaplanır. 6x6 ise (1000 / 36)+16 =
43-44 bitki hesaplanır.
Üçgen dikimde ağaçların arası eşit uzaklıktadır. Tel veya esnemeyen
ipler yardımı ile eşitkenar üçgen elde edilip,parsel başına çekilen hiza ipi
yardımı ile planlama yapılır. 7x7 düşünüldüğünde 1000 /49x0.866=23-24 ağaç ;6x6
düşünüldüğünde 1000 / 36x0.866 = 32 bitki hesaplanır.
Yukarıda hesaplanan sayılar bir fikir vermek içindir. Arazinin şekli
ve büyüklüğü bu sayıları birer eksiltip, artırabilir. Her çiftçi kendi
imkanlarına ve tecrübesine göre dikim mesafeleri planlayabilir. Ancak son
yıllarda kiraz yetiştiriciliği ile ilgili yoğun gelişmeler yaşanmaktadır. Bu
gelişmelere ülkemiz çiftçileri de elbette katılacaklardır. Bu gelişmelerden
birisi de sık dikim uygulamalarıdır. Bu uygulamalarda daha çok bodur ve
yarı-bodur anaçlar kullanılmakla beraber, normal anaçlarda da bazı terbiye
sistemleri uygulanarak daha sık dikim yapma yönünde yenilikler vardır. Bu
sebeple artık pek anlamı kalmayan 10x10, 9x9, 8x8 gibi aralık ve mesafeler
yerine; daha sık dikimler tercih edilmeli ve yeni terbiye sistemlerini
kullanarak ağaç boyu ve ağaç alanını kontrol altına almalıyız. Bu konular budama
bahsinde uzun uzun anlatılacaktır. Yalnız planlamada çiftçi bu yeni gelişmelere
göre aralık ve mesafeler düşünmeli, idriste 5x5, kuşkirazında 6x5 veya 6x6
aralık ve mesafeleri düşünmelidir.
Dikim planlamasında, parselin uzunca olan veya belli bir yol kenarı,
kanal kenarı gibi sabit tarafı esas alınarak planlama başlatılır. İlk sıra
ağaçların, dikim mesafesinin en az yarısı kadar içeride olması hukuki bir
problem çıkmaması için gereklidir.
G- DİKİM YERLERİNİN İŞARETLENMESİ
Uzaktan bakıldığı zaman hizaların görülebileceği kalınlık ve
uzunluktaki kazıklar yardımıyla işaretleme yapılır. İşaretlemede mutlaka dikim
tahtası kullanılmalıdır. Dikim tahtası, ortası ve iki ucu kertiklerle
işaretlenmiş, 120 cm. uzunluğunda bir tahta parçasıdır. Hem fidanın dikileceği
noktayı, hem de dikimde aşı noktasının toprak üstünde kalmasını sağladığı için
çok faydalıdır. Fidan yerleri dikim tahtası yardımıyla , üç işaret kazığıyla
işaretlenir.
Çukur açılmaya başlandığında ortadaki kazık alınarak çukur açılır.
Krizma yapılmamış arazilerde çukurların geniş açılması faydalıdır. Çukurlar,
standart çukur açma burguları yardımıyla da açılabilir. Dikimden önce derince
işlenmiş arazilerde çukurların çok geniş veya çok derin açılmasının pek faydası
olmaz. Gene de bir ölçü olarak 60x60cm veya 70x70 cm. genişliğinde ve 50-60 cm.
derinliğinde çukurlar yeterlidir.
Çukurlar açılırken üst toprağın ayrı bir tarafa; alt toprağın ayrı
bir tarafa atılması bir ayrıntı olmakla beraber, bazı faydaları da vardır. Bu
işlem yapılırken yardımcı işaret kazıkları oynatılmamalı ve gömülmemelidir.
H-DİKİM
Dikim tahtası kullanılarak yapılmalıdır. Dikimden önce, fidanın
kökündeki söküm yaraları sağlam yerlerine kadar kesilerek temizlenir. Saçak
köklerin de uzun kısımları kesilerek kısaltılır. Kök tuvaleti ( kök budaması )
yapılmadan fidan dikilmemelidir. Dikim tahtası yardımıyla, fidan orta kertiğe
gelecek şekilde düzgünce tutularak dikim yapılır. Aşı noktası dikim tahtasının
hemen üstünde olmalıdır. Alt kısımda boşluk kalıyorsa üst toprakla doldurulur.
Kökler hafifçe toprağa bastırılır. Üst topraktan atılarak fidanın kökü
kapatılır. Kökler kapandığında ayakla her tarafı çiğnenerek sıkıştırılır. Tekrar
toprak doldurularak düzlenir ve hafifçe sıkıştırılır.
Bir yaşlı aşılı fidan değil de yabani dikilecekse de aynı şekilde
dikilir. Dikimle ilgili pek çok çiftçinin kendisine has bilgi, beceri ve
uygulamaları vardır. Bu bilgi ve tecrübeler elbette anlamlıdır. Köklerin ahır
gübreli bulamaca batırılması, özel dikim harcı kullanılması, dikim çukuruna
yanmış ahır gübresi konulması faydalı uygulamalardır. Dikim esnasında her fidan
için 100 gr. Triple süperfosfat ile 100 gr. Amonyum sülfat da dikim toprağına
karıştırılabilir.
Dikimden sonra cansuyu verilmesi tutma miktarına çok etkilidir. Bu
yüzden imkan varsa mutlaka cansuyu verilmelidir. Cansuyu verilmekle toprakla
köklerin teması sağlanmış olur. Böylece kökler uygun toprak ısısı bulur bulmaz
çalışmaya başlarlar. Rüzgarın etkili olduğu yerlerde fidanlar için koruyucu
herek dikimi önerilebilir. Şiddetli yağış ve rüzgarlardan sonra, bahçenin
gezilerek kontrol edilmesi, eğilen veya kımıldayan fidanların yeniden
düzeltilerek sıkıştırılması gerekebilir.
Erken ilkbaharda fidan dipleri sıkışmış olacağından, ilk toprak
işleme yapılır. Eğrilikler, herekler yeniden gözden geçirilir. Tepe kesimi için
acele etmemek;tepe kesimini gözlerin iyice kabarmasına kadar geciktirmek daha
faydalıdır. Geç tepe kesimi yeni oluşacak dalların daha geniş açılı olmasını
sağlar.
Halihazır kiraz bahçelerimizdeki pek çok problem dikim hatalarından
kaynaklanmaktadır. Genellikle dikimler kirazın hoşlanmayacağı kadar derin
yapılmaktadır. Zamklanma, kloroz, kök boğulması vb. problemlerle uğraşmak
yerine, dikimin yüzlek yapılmasına çalışılmalıdır. Yüzlek dikim sebebiyle
oluşacak riskleri önleyecek tedbirler alınabilir. Don riskini azaltmak için
dikim yerinin üzeri yanmış ahır gübresi, sap- saman artıkları veya kum-gübre
karışımı ile örtülebilir. Rüzgar devirmesini önlemek için herek kullanılabilir.
Ancak derin dikimin mahzurları hemen hemen giderilemez.
Dikimin ne zaman yapılacağı konusu zaman zaman tartışılan bir
konudur. Kiraz yetiştiriciliği yapılan bölgelerimizin tamamında sonbahar dikimi
daha faydalıdır. Sonbaharda dikilen fidanlar toprağa intibak eder ve ilkbaharda
daha erken ve güçlü uyanırlar. Dondan endişe ediliyorsa,malçlayarak koruma
yapılır.
A-BAHÇENİN BAKIMI
1 - TOPRAK İŞLEME
Toprak işleme genel olarak, toprağın havalandırılması,yabancı ot
mücadelesi, gübrelerin toprağa karıştırılması, nemin muhafaza edilmesi, kış
yağışlarının faydasını artırmak, sulamadan sonra kaymak tabakasını kırmak, bazı
zararlılarla mücadeleye yardımcı olmak amacıyla yapılan bir işlemdir.
Bu amaçlar gözönüne alındığı zaman toprak işleme lüzumlu bir
uygulama olarak düşünülebilir. Ancak gelişen sulama teknikleri ve bitki besin
maddelerinin suyla birlikte verilebilmesi,toprak işlemeyi bir zorunluluk
olmaktan çıkarmıştır. Gene de klasik sistemlerin bir müddet daha devam edeceği
düşünülerek,onlarla ilgili bazı esasların gözden geçirilmesi faydalı olacaktır.
Çiftçilerimizin çok büyük bir kısmı, eskiden beri “toprak işlemeli”
tarımı benimsemiş ve uygulamıştır. Toprak işlemeli sistemde, sonbaharda yaprak
dökümünden sonra bahçe pullukla sürülür. Bu sürümde amaç derin sürüm değil;yüzlek
sürüm olmalıdır. Yaprak artıklarını toprağa karıştırmak ve kiraz sineği
larvalarını öldürmek amacıyla önerilir bir işlemedir. İki- üç soklu ve derin
batan pulluklarla değil de;dört- beş soklu ve az batan pulluklarla yapılmalıdır.
Traktör sürücüsü devamlı derinliği kontrol etmeli; işleme derinliği 10- 12 cm’yi
geçmemelidir. Bu sürümle beraber ,ihtiyaç varsa fosforlu gübreler ile ahır
gübresi de verilmelidir.
Sürümün hep yüzlek önerilmesinin sebebi, kiraz köklerinin derin
sürümden rahatsız olmalarından dolayıdır. Orta bünyeli bir toprakta, köklerin
aktif kısmı 20 cm. derinliktedir. Dikim derin yapılmışsa bile, (kökler
boğulmadıysa) zamanla kökler rahat oksijen alabilmek için, bu yüksekliğe
yönelirler. Derin sürüme tepki, tepe dallarda erken yaprak dökümü, solgunluk,
seyrek ve küçük yaprak, kalitesiz meyveler şeklinde kendini gösterir.
Toprak işlemeli sistemde, ihtiyaç duyulan azotlu gübrenin yarısı
ile, potasyumlu gübre uygulaması ile beraber,ilkbaharda ikinci toprak işlemesi
yapılır. “geyik dönemi” dediğimiz, çiçeklerin dökülüp de meyvenin görüldüğü
dönemde de azotun diğer kısmı verilerek; sulama düzeni kurulur. Daha sonra
yabancı ot kontrolü ve sulama sonrası kaymak kırma amacıyla toprak işlemeler
yapılır.
Toprak işleme aletleri seçimi önemlidir. Sonbahar işlemesi için
çoklu- az batan pulluklar veya disk-harrow kullanılabilir. Bahar ve yaz
işlemelerinde; disk-harrow veya pulluk tabanı oluşturmayan, yüzlek işlemeye
uygun, çelik pimli rotawatörler kullanılabilir.
Başlangıç yıllarında, bahçeyi çok temiz tutmaya çalışmak aslında
bazı yönlerden sakıncalar yaratır. Birinci sakıncası,ağaçların aletlerle
yaralanmasıdır. İkinci sakıncası ise, güneşin radyasyon etkisidir. Radyasyon
etkisi özellikle kumlu veya güneş ışığını yansıtan topraklarda daha fazla
problemdir. “Güney-batı yanığı” diyebileceğimiz, kabuk ve gövde yaralanmalarını
artırır. Bu yüzden bitkiyle rekabet etmeyecek şekildeki otluluk bir problem
sayılmamalıdır. Ot mücadelesi için toprak işleme yerine otların biçilerek,
toprak yüzeyinde bırakılması daha iyi bir uygulamadır.
Son yıllarda, modern sulama sistemlerinin kullanılmasıyla “işlemesiz
tarım” gündeme gelmiştir. Bu konu sulama bölümünde genişçe anlatılacaktır. Ancak
maliyetlerin azaltılması,işgücü kullanımının azaltılması, kaliteli ürün elde
edilmesi için gerekli olan modern sistemlere,kiraz çiftçileri süratle
geçmelidir. Bu taktirde toprak işleme sadece kiraz sineği larvaları için gerekli
olmakta, bu konu ise ilaçlamayla halledilebilmektedir.
2- ARA TARIMI
Geleneksel kiraz tarımında,aralık ve mesafeler fazla; verim de geç
başladığı için çiftçiler ara tarımı yapmak arzusunda idiler. Pek çok yerde
pancar ve fasulye ekilmekteydi. Bazı bahçelerde ise elma, şeftali gibi ağaçlar
dikilmekteydi. Bu durumda kirazın su ve besin istekleri, terbiyesi aksamakta
idi. Modern meyvecilikte ise,zaten dikim sık yapıldığı için, araya başka bir
meyve ağacının dikilmesi yakışıksızdır. Hedef bir an önce istenilen terbiye
sistemini oturtmak ve verim almak olduğu için; bunu geciktirecek uygulamalardan
kaçınmak gerekir. Ancak çiftçinin başka bahçesi yoksa ve mecburen ara tarımı
yapacaksa, esas bitkinin kiraz olduğu ve bütün uygulamaların kiraza göre
yapılacağı unutulmamalıdır.
GÜBRELEME
Gübreler ve gübreleme, başlı başına çok geniş bir konu olduğu için,
bu kısımda kirazlara ilişkin açıklamalar verilmeye çalışılacaktır. Ancak bazı
konular genel olduğu için onlara da sınırlı olarak yer verilecektir.
Gübreleme; genel olarak eksikliği duyulan maddelerin bitkilere
verilmesidir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi sadece toprak uygulamaları
değil,yapraktan yapılacak uygulamalar da gübrelemedir.
Gübrelemenin istenilen etkiyi göstermesi için, bazı kurallara
uyulması gerekir:
- Kullanılacak gübre amaca uygun olmalıdır
- Bitkinin ihtiyacı kadar gübre verilmelidir.
- Gübre usulüne uygun verilmelidir.
- Gübre uygun zamanda verilmelidir.
Gübreler organik ve suni gübreler olmak üzere iki grupta
incelenebilirler. Pratikte en kolay bulunan ve uygulanan organik gübre ahır
gübresidir. Ahır gübresinin yanısıra ticari isim ve ambalajlarla satılan bazı
organik kökenli materyaller de önerilen şekilde kullanıldıklarında faydalıdır.
Kümes hayvanlarının gübreleri ile ahır gübreleri yanmamış (olgunlaşmamış )
olduklarında faydadan çok zarar verirler. Hazır yanmış ahır gübresi
bulunamıyorsa, çiftçi tarafından yakılmalı, yakıldıktan sonra toprağa
verilmelidir.
Ahır gübresinin olgunlaştırılmasında her çiftçinin veya bölgenin
belli alışkanlıkları olmakla beraber, genellikle açıkta yığın halinde
bekletilmektedir. Bu ideal bir olgunlaştırma değildir. En güzeli bahçenin uygun
bir yerinde , briket veya taş duvarla basit bir gübre olgunlaştırma yeri
yapılmasıdır. Böyle bir yer yapılabilirse, en altına sap-saman veya otlar
serilir. Bunun üzerine bir römork ahır gübresi yayılarak sıkıştırılır. Gübre çok
kuru ise nemlendirilir. Ahır gübresinin üzerine her römork için 50 kg. triple
süper fosfat ile 50 kg. Amonyum Sülfat serpiştirilir. Daha sonra ikinci römork
dökülür, düzlenir ve sıkıştırılır. Üzerine tekrar triple süper fosfat ve amonyum
sülfat serpilir. Böylece kolay yüklenip boşaltılacak yüksekliğe kadar tabakalar
halinde yığın oluşturulur. En üstüne naylon örtü örtülerek bastırılır. Böylece
birkaç ay içerisinde hem zenginleştirilmiş, hem de olgunlaştırılmış ahır gübresi
elde edilmiş olur. Bölgesel tarım kuruluşlarıyla görüşülerek eksikliği duyulan,
(toprağa göre ) demir sülfat veya kireç gibi diğer maddeler de gübreye ilave
edilebilir.
Sadece ahır gübresi verilmesi yeterli ve dengeli bir besleme
sağlamaz. Bu yüzden, eksik maddelerin yeterince verilebilmesi amacıyla,toprak ve
yaprak örnekleri alınarak, değerlendirilme raporuna göre gübreleme yapılmalıdır.
Kirazlarda kimyasal gübreleme titizlik isteyen bir konudur. Toprak
ve yaprak analizleriyle beraber, çiftçinin gözlemleri de önemlidir. Sadece bitki
gelişmesinin teşvik edilmesine yönelik bir gübreleme, gençlik kısırlığı dönemini
uzatarak, azman fakat verimsiz bahçeler meydana getirir. Gübrelemede azot-
fosfor- potasyum dengesinin iyi kurulması gerekir. Bu dengenin kurulması,verime
yatmada oldukça nazlı davranan kirazlar için diğer meyvelerden daha önemlidir.
Ülkemizde yaygın olarak bulunan ve kullanılan gübreler ile bazı
özelliklerini kısaca açıklamak faydalı olacaktır.
SULAMA
Kirazda sulama, fidan dikimindeki “cansuyu “ ile başlar. Dikim
ilkbaharda da yapılsa; sonbaharda da yapılsa cansuyu faydalıdır. Başlangıçtaki
1-2 yıl toprak işlemeyle kurulacak sulama düzeni pek önemli değildir. Çiftçi
kendisine kolay gelecek bir usülle bahçesini sulayabilir.
Kirazın nasıl bir sulamadan hoşlandığının bilinmesi, çiftçinin
sulama düzenini kurması bakımından önemlidir. Ülkemizdeki ilkbahar yağmurları
genellikle “ ben “ dönemi öncesine kadar toprağı nemli tutmaya yeterlidir. Ancak
kurak giden yıllarda çiçeklenme esnasında toprağın yeterince nemli olması
sağlanmalıdır.
Kirazlar kuru toprak ve havadan hoşlanmazlar. Buna karşılık
topraktaki aşırı suyu da sevmezler. Bu yüzden ne toprak kupkuru kalmalı; ne de
çamur haline getirilmelidir. Bu açıklamadan anlaşılacağı gibi salma sulama,
özellikle göllendire göllendire sulama hiç uygun değildir. En uygunu damla
sulama veya mini sprinkle sulamadır. İhracata uygun irilik ve kalitede üretim
arzulandığında, damlama veya mini sprink gerekli bir yatırımdır. Çiftçi bu
sistemleri kuramıyorsa, bazı tedbirlerle kontrollü sulama yapmak zorundadır.
Sulama esnasında ve sonrasında köklerin oksijensiz kalması önlenmelidir. Ben
döneminden itibaren, hasada 4-5 gün kalıncaya kadar kirazlar susuz kalmamalıdır.
Bu dönemde toprak devamlı olarak hafifçe nemli tutulabilirse, mükemmel irilik ve
kalite elde edilir.
Yetişkin ağaçlarda sulama yapılırken, kök boğazı çevresi
sulanmamalıdır. Sulama düzeni oluşturulurken, bitki gövdesinden 2-3 metre
dışarıdan setler yapılır. Çiftçilerimizin çoğu, zaten setleri bu şekilde
hazırlamaktadır. Bu setlerin içi değil dışı sulanmalıdır. Çünkü etkili kök
dağılma alanı gövdede değil, taç izdüşümündedir. Gübreleme ve sulamanın taç
izdüşümüne yapılması, hem kök yayılmasını teşvik eder, hem de kök boğazını
mantari hastalıklardan korur. Zaten hemen gövdenin dibinin sulanıp gübrelenmesi
ile ,verilenlerden doğru dürüst randıman da alınamaz.
Ağır topraklarda verilecek su miktarı ve sulama aralıkları daha
fazla önem taşır. Böyle bahçelerde verilecek su miktarı az ve sulama aralıkları
daha uzun olmalıdır. Önerilen sulama sistemleri kurulamıyorsa; tavaların boyunun
çok kısa tutulması ve göllenmeden suyun öbür tavaya geçirilmesi önerilebilir.
Ağır topraklarda fazla su kloroza ( sararma ) sebep olur. Anaç idris ise daha az
su isteyeceği düşünülmelidir. Sulamadan sonra çok yüzlek olarak toprak işlemesi
yapılmalıdır.
Bazen hasattan hemen önce bol ve üstüste sulamalarla meyve
iriliğinin artacağı düşünülmektedir. Bu düşünce kısmen doğru olmakla beraber,
meyve eti sertliğini ve tadı olumsuz etkilediği gibi, ağaç sağlığı açısından da
sakıncalıdır.
Hasattan sonra da kirazların sulanmaya ihtiyacı vardır. Çünkü çiçek
gözleri oluşmuştur ve yaz boyunca bunlar gelişecektir. Yeni sürgünler gelişmeye
devam edecektir ve bitki su tüketecektir. Bu yüzden hasattan sonra kirazlar su
stresi çekmemelidir. Gelecek yılın ürün miktarını en çok etkileyen faktörlerin
başında bu konu gelmektedir. Bu yüzden ihmal edilmemelidir.
Bazı yıllarda yaz çok kurak gittiği gibi, sonbahar yağışları da
gecikebilmektedir. Uzun bir kurak dönem yaşanmışsa, sonbahar yağışları da
yağmamışsa, sonbaharda hafif bir sulama yapılması faydalıdır. Ancak bu sulama
miktar ve süre olarak fazla olmamalıdır. Ender olarak gerekli olan sonbahar
sulaması, toprak işleme öncesi tav suyu gibi de uygulanabilir. Sulanıp, fosforlu
gübre uygulanır ve yüzlek sürüm yapılabilir.
Gene ender olmakla beraber, bazen de kış çok kurak gidebilir. Bu
durumda da hafif bir erken ilkbahar sulaması yapılabilir. Ancak bu sulamalar
temel bir sulama olmayıp , hafif sulamalardır.
HASTALIK- ZARARLILAR VE MÜCADELESİ
Kirazlarda yaygın olarak görülen hastalıklar bakteriyel kanser (Pseudomonas
syringae ), dal yanıklığı (Pseudomonas morsprunorum ) ve monilyadır. ( Monilia
laxa ). Kiraz yetiştiriciliğinin yaygın olduğu yerlerde bakteriyel kanser daha
tahripkar ve endişe vericidir. Henüz tamamen kontrol edilebilir olmamakla
beraber, bazı tedbirlerle şiddet ve zararı azaltılabilmektedir.
Bakteriyel kanser ve zamklanma :
Kökün dışında ağacın her yerinde görülebilir. Ancak en zararlı hali
gövde ve dallarda görülmesidir. Titiz bir incelemeyle dallarda bulaşık yerler
görülebilir. İlk belirtisi, bulaşık yerden itibaren, dalın ucuna doğru
yaprakların pörsümesi, sararması şeklinde görülür. Bulaşma yoğun ve etkiliyse
dalda giderek kuruma görülür ve bakteri gövdeye doğru ilerler. Meyvede
enfeksiyon, içeri çökmüş siyah lekeler halindedir. Dalda bulaşık kısmın kabuğu
kaldırılırsa kahverengi ve ekşi kokulu bir görüntüsü vardır.
Hastalık etmeni bakteridir. Bulaşmalar Sonbaharda olur. Bakteri
faaliyeti yazın durur. Sonbaharda tekrar aktif hale gelir. Yağmur, rüzgar,
bıçak, makas, testere gibi aletlerle diğer dal ve ağaçlara bulaşır. Kışı hasta
ağaçlardaki kanserlerde, gözlerde, yaprak ve dallarda, bazı yabancı otlar ve
dayanıklı dallar üzerinde geçirir. Dallara bulaşma Kasım ile Şubat ayları
arasında gerçekleşir. Mücadele programında bu bulaşma döneminin çok iyi
değerlendirilmesi gerekir.
Mücadele de birinci tedbir çöğür, aşı gözü, fidan v.b. materyallerin
sağlıklı olmasıdır. Fidanlıklarda aşı yerinin yüksek tutulması, gövdenin
yabaniden teşkil edilmesi pratik bir fayda sağlayabilir. Bakteri yazın inaktif
halde olduğu için hastalıklı dalların temizlenmesi de hasattan sonra
Temmuz-Ağustos aylarında yapılmalıdır. Kesimde dalın bulaşık kısmının en az
25-30 cm altından kesim yapılmalıdır. Kesimde kullanılan makas ve testere sık
sık dezenfektan veya sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlenmeli, yara yeri aşı
macunu ile kapatılmalıdır. Budama artıkları bahçeden uzaklaştırılmalı ve
yakılmalıdır.
Dallara bulaşma kasım-Şubat arasında gerçekleştiği için en iyi
koruyucu ilacı olan bordo bulamacı uygulamaları sık sık bu dönemde
tekrarlanmalıdır.
Genel olarak aşağıdaki gibi bir uygulama koruyucu olabilir.
- Sonbaharda yaprakların % 75-90’ı dökülünce % 3’ lük bordo
bulamacı,
- İlkbaharda gözler uyanmadan önce % 1’lik bordo bulamacı uygulanır.
Kapama bahçelerin fazla olduğu yerlerde, komşuların işbirliği
yaparak aynı anda ilaçlama yapmaları daha iyi korunmayı sağlayacağından
işbirliğine gidilmelidir.
Kiraz Dal Yanıklığı (Pseudomonas Morsprunorum) :
İnce dallarda ve sürgünlerde kabukta esmer çökük lekeler görülür.
Fazla sayıda ve büyük olan lekeler dalın kurumasına yol açarlar. Lekelere
tomurcuklarda da rastlanır. Dallarda lekeler kanser görünüşü alırlar. 1-2 yıl
geçince zamk meydana gelir. Yapraklarda sarımtırak lekeler oluşur. Lakeler
sonradan kuruyarak delinir. Yapraklar saçma ile delinmiş gibidir.
Etmeni bakteridir. Bakterinin salgıladığı toksin zararlanmaya sebep
olur. Konukçular hassasiyetine göre az veya çok etkilenirler. İlkbaharda bulaşık
tomurcuklar açılınca bunlardan hastalıklı yapraklar meydana gelir. Bulaşık
dallardan da yapraklara bulaşmalar olur. Dallardaki yaralarda yazın bir
değişiklik olmaz. Bakteri kabukta gizli olarak kalır.
Sonbaharda hasta yapraklar üzerinde yağmurla sürgün ve dallara
geçer. Kışı kabuk üzerinde geçirir. Dala gözlerden çatlak ve yaralardan, budama
yerlerinden geçer.
Daha önce bakteriyel kanser için önerilen tedbirler ile mücadelesi
yapılır.
Monilya Hastalığı (Mumya=Sclerotinia laxa) :
Kirazların çiçek, sürgün ve meyvelerinde zarar yapar. Çiçeklerin taç
yaprakları, dişicik borusu ve erkek organları kahverengileşir. Bu
kahverengileşme daha sonra bütün çiçeğe yayılır. Bu olaya “Çiçek Yanıklığı”
denilir. Bulaşmış dişi organ meyve oluşturamaz. Kuruyan çiçek demetleri bir
miktar sürgünde kalır. Mantar daha sonra çiçek sapından dala geçerek bazen
dallarda kanser yaraları oluşturur ve dalı kurutabilir. Çiçekler sapları
üzerinde kıvrılır dala yapışır. Bu yapışma demet etrafındaki zamk salgısıyla
oluşur.
Meyvelerde genellikle olgunluğa yakınken enfeksiyon yapar. Meyve
kabuğunda oluşan bir veya birkaç kahverengi leke ile belirir. Lekelerin
etrafında açık kahverengi bir halka vardır. Çürüklük meyve etinin içine doğru
gelişir. Fakat çukurlaşmaz. Çürüklük önceleri yumuşak ve kurudur. Bir süre sonra
meyve buruşur ve tamamen kurur.
Sürgünde oluşan kuruma ve kanser yaralarına “ sürgün yanıklığı “
denir. İnce dallar tamamen kurur. Kalın dallarda ise yaralar oluşur. Yaralar
1-12 cm. uzunluğunda,kabuğu siyah renklidir. Yara içeriye doğru gelişir. Yaranın
etrafında şişkinlik meydana gelir. Yağmurlu ve nemli havalarda yara etrafında
zamklanma olur.
Etmeni mantardır. Kışı mumyalaşmış meyvelerde ve kanserleşmiş
dallarda geçirir. İlkbaharda, havaların ısınmasıyla spor kümeleri oluşur ve bu
sporlar çiçek, sürgün ve meyve enfeksiyonu yaparlar.
Mücadele için sonbaharda görülen kanserli ve mumya çiçekli dal ve
kurumuş dalcıklar kesilerek yakılır. Önceki yıllarda hastalık görülen bahçelerde
mutlaka ilaçlama yapılmalıdır. İlk ilaçlama çiçeklerin % 5-10'u ’çıldığında;
ikinci ilaçlama ise tam çiçekte yapılmalıdır. Etkili maddesi benomyl 50 ,
carbendazim 50 olan ilaçlar tarım kuruluşlarının önerisiyle kullanılabilir.
Kiraz sineği :
Larvaları meyvelerin etli kısımında beslenerek zarar verir. Hava
sıcaklığı 20 derecenin üzerinde seyrettiğinde zararı fazla olur. İhraacatta
toleransı olmadığından, mücadelesi mutlaka yapılmalıdır.
Ergin sinek 4-5 mm. boyundadır. Gözleri yeşilimsi mavi, bacakları
siyahtır.
Son baharda yapılacak yüzlek sürüm mücadelede oldukça faydalıdır.
Kurtlu kirazların gömülmesi gerekir.
İlaçlı mücadele meyveler saman sarısı rengine ulaştığında tarım
teşkilatlarının önereceği ilaçlarla yapılmalıdır. Konu önemli olduğu için ilaç
etkili maddeleri aşağıda verilmiştir.
Bromophos
Malathion
Diazinon
Trichlorphon
Cartap
Bioteknik anlamda yoğunluk düşük ve orta seviyede ise sarı yapışkan
tuzaklarla mücadele yapılabir. Bunların dışında sezonun kurak,bulaşmanın düşük
olduğu hallerde kısmi dal ilaçlaması ile mücadele düşünülmelidir.
Diğer zararlılar :
Genel zararlılardan kırmızı örümcek, kabuklu bitler,yazıcı böcek ve
yaprak büken zaman zaman önemli sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kırmızı
örümceğin hasat öncesi zararları olduğu gibi, hasattan sonraki zararı da çok
önemlidir. Hasattan sonra emgi sebebiyle gelecek yılın çiçek gözlerinin zayıf
kalmasına sebep olur. Bu yüzden hasattan sonraki bakım ve mücadele çok önem
taşır.
Kabuklu bitin problem olduğu yerlerde, kış mücadelesi özellikle önem
taşır. Çünkü tahribat hasada yakın dönemde artar. Bu dönemde ise kimyasal ilaç
kullanılması hemen hemen imkansızdır. Ayrıca salgılar ( ballama ) sebebiyle
hasat zor ve cansıkıcı bir hal alır. Ürün kalitesi düştüğü gibi ağaç da
kuvvetten düşer ve belki de kurur. Çiftçilerimizde kışlık yağların ağaç
gelişimini durdurduğu şeklinde bir kanaat vardır. Düzenli bakılan ve ilaçlamanın
zamanında yapıldığı bahçelerde bu kanaat doğru değildir.
Kış mücadelesinde “kışlık yağlar “ kullanılır. Yaygın olarak iki
formülasyonu vardır. Bunlardan birisi gözler uyanmadan önce, don olmayan ,sakin
bir günde kullanılır.
1- Petrol yağı 65 + DNOC 1.57 7 lt./95 lt. suya
2-Petrol yağı 72 + DNOC 2.4 3 lt./ 97 lt. suya.
Yazıcı böcekler de zaman zaman tahripkar olabilmektedir. Saldırıya
uğrayan ağaçlar 2-3 yılda tamamen kuruyabilir. Genellikle bakımsız bahçelerin
problemi olmakla birlikte, iyi bir mücadele programı yapılmadığı zaman yaygın ve
genel bir problem haline gelmektedir. Bakımlı ve güçlü ağaçlara yumurta
bırakmazlar. herhangi bir sebeple ihmal edilmiş bahçeler, çoğalma ve kışlama
için çok uygundur. Bu yüzden sulama, gübreleme, budama eksiksiz yapılmalı ve
bahçede kuru dal , çalı, çırpı bırakılmamalıdır.
Mart, haziran ve eylül aylarında yılda üç defa ağaçlara kuru tuzak
dallar asılıp; talaşlanma başladığında bu tuzak dallar yakılarak mücadele
yapılabilir. Kimyasal mücadelede ergin çıkışı önemlidir. Kuru dallardan ergin
çıkışı görülür görülmez ilk ilaçlama; bundan 10- 15 gün sonra ikinci ilaçlama
yapılır. İkinci nesil için temmuz- ağustosta gözlemlerle ergin çıkışı takip
edilip ilk ilaçlama; 10-15 gün sonra ikinci ilaçlama olmak üzere yılda dört defa
ilaçlama yapılmalıdır. Kullanılacak ilaçlar ve mücadele programı için tarım
kuruluşları ile birlikte çalışılmalıdır. Kullanılabilecek etkili maddeler
aşağıda belirtilmiştir:
Carbarly 50 WP 100 lt. suya 200 gr.
Carbarly 85 WP ,, 100 gr.
Methiocarb 50 WP ,, 150 gr.
Azinphos Etyl 25 WP ,, 300 gr.
Azinphos Methyl 25 WP ,, 300 gr.
Kırmızı örümcekler hem bitki özsuyunu emerek hem de salgıladıkları toksik maddelerle zararlı olurlar. Yapraklarda önce beyaz, daha sonra sarı-
kahverengi lekeler meydana gelir. Bu lekeler birleşerek yaprağın kuruyup
ölmesine, dolayısıyla önemli derecede ürün kaybına sebep olurlar.
Bazı türleri çiçeklerin çanak yapraklarını ve çiçek buketlerindeki
taze yaprakları emerler. Böylece gözlerin iyi teşekkül etmemesine yol açarlar.
Bazıları ise tomurcuklara saldırarak onları zayıflatır ve meyve
tutumunu önlerler. Gelecek yılın meyve gözleri normal teşekkül edemez ve meyve
verimi düşer.
Mücadelede kışlık yağlar oldukça iyi sonuç verir. Yaz mücadelesinde
çiçek taç yapraklarının tamamen dökülmesinden sonra, tarım teşkilatlarının
önerileri doğrultusunda ilaçlamalar yapılır. Yoğunluğuna göre birkaç ilaçlama
gerekebilir.
HASAT
Kiraz hasadı fazla işgücü isteyen bir iştir. Geniş bahçelerde hasat
konusu önceden planlanmalı ve zamanında bitirilmelidir. Bazen hasadın iki defada
yapılması da gerekebilir.
Meyve özelliği bakımından kiraz ne erken ne de geç hasat edilebilir.
Erken hasat edildiğinde açık renkli, az tatlı ve küçük meyve elde edilir. Geç
kalındığında ise, kirazın dayanıklılığı azalır, meyve yumuşar, kararır ve
sapları kurur. Bu yüzden tam zamanında hasat edilmelidir. Bakım şartları iyiyse,
hasattan önceki 8-10 gün içerisinde çok önemli miktarlarda irilik, miktar artışı
sağlanabilir.
Hasatta meyve demeti sap dibinden tutularak burulur ve yukarı doğru
itilerek koparılır. Sapın ortasından tutulmaz ve çekilerek koparılmaya
çalışılmaz. Sapsız olarak da hasat yapılmaz. Satışta kirazın saplarının yeşil
olması arzu edildiğinden, saptan tutularak sapın örselenmesine meydan
vermemelidir. Meyvenin koparıldığı yerde gelecek yılın meyve gözleri de
bulunduğundan, çıtanakların kırılmamasına özen gösterilmelidir. Toplama kovaları
çok büyük olmamalı, içerisine yumuşak bez veya havalı nylon geçirilerek
berelenme ve ezilme önlenmelidir.
Biriktirme kasaları bahçenin en gölge ve serin yerinde olmalı,
toplanan meyveler güneşte bırakılmamalıdır. Seçim ve ambalajlama bahçede
yapılacaksa, uygun olmayan meyveler hemen ayıklanmalıdır.
Yoğun olarak kiraz yetiştirilen bölgelerimizde pazarlama sorunu
yoktur. ihraç edilecek kirazlar bazı işlemlerden geçmek zorundadır. Ön soğutma
bu işlemlerin en önemlisidir ve bu işlem yapılmadan rekabete dayalı ve gerçek
değerde ihracat yapılması imkansızdır. Ön soğutma işlemi ciddi çalışan
ihracatçılar tarafından yapılmaktadır. Ön soğutmada kirazlar kısa bir sürede ( 8
dakika ) 4 derecenin altında soğutulurlar. Böylece bozulmalar önlenmiş,
dayanıklılık artırılmış ve meyvelere dinçlik kazandırılmış olur.
Daha sonra kirazlar soğuk zincirin dışına hiç çıkmadan seçilir,
boylanır ve Pazar isteklerine göre ambalajlanırlar.
İhraç edilecek kirazlarda bazı özellikler bulunmalıdır:
- Ürün iri iyi kaliteli ve homojen olmalıdır
- Meyveler çeşide has renk ve tat da olmalıdır.
- ( 0900 Ziraat çeşidi için ) meyve genişliği 22 mm. den fazla
olmalıdır.
- Meyveler tozsuz, kirsiz,eziksiz, yarasız ve saplı olmalıdır.
- Meyvede insan sağlığına zararlı ilaç kalıntısı olmamalıdır.
- Seçim çok iyi yapılmalı, ambalaj iyi malzemeyle yapılmalıdır.
- Kirazlar kesinlikle kurtsuz olmalıdır.
|