Erkek Arı :
Yeni yetiştirilen ana
arılarla çiftleşmeleri dışında herhangi bir görevleri olmayıp hazır
tüketici konumundadırlar. Bu yüzden görevleri gereği ilkbaharda
(özellikle oğul döneminde), ana arı ve işçi arıların aksine, ana
arının dölsüz yumurtlaması sonucu yumurtadan yetişkine 24 günde
oluşurlar. Oğul mevsiminin bitmesine müteakip görevleri de bitmiş
olacağından, yazın ve erken sonbaharda işçi arılar tarafından kovan
dışına atılarak ölüme terk edilirler. Erkek arılar zehir bezi ve
iğne gibi organlara sahip olmadığından kendilerini savunamazlar.
3. Arıcılık Malzemeleri
Teknik ve başarılı
arıcılığın bir diğer önemli unsurunu uygun ve standart malzemelerin
kullanılması oluşturmaktadır. Bu malzemeler içinde kovanlar beklide
en önemlisidir. Bugün için Dünya üzerinde profesyonel arıcılıkta en
çok kullanılan kovan türü ahşap Langstroth kovanlarıdır. Bölgeler
düzeyinde değişik yöresel kovan tipleri bulunsa da ahşap Langstroth
kovanları; uygun havalandırması, sağlamlığı, kuluçkalık ve ballık
çerçeveleri (petekleri) arasında yer değiştirebilmesi, kovanlar
arası petek alış-verişi, hastalık durumlarında pürümüzle
yakılabilmesi, kolay taşınabilmesi ve rutubet emici özellikleri
nedeniyle profesyonel ve gezginci arıcılığın vazgeçilmez kovan
türleridir. Standart Langstroth kovanı dip tahtası, kuluçkalık,
ballık, örtü tahtası ve örtü kapağı olmak üzere 5 bölümden oluşur.
Kovan yapımında kullanılacak kerestenin iğne yapraklı ağaçlardan
(çoğunlukla çam türleri) ve kurutulmuş olması kovan kalitesini
artırmaktadır. Unutulmamalıdır ki, kovan malzemesinin yapısı ve
gereği veya havalandırmanın yeterli olmayışı sonucu, kovandan
atılamayan fazla rutubet hastalık ve zararlıların oluşması yönünden
koloni için bir tehlikedir.
4. Mevsimsel
Uygulamalar ve Bakım İşleri
Kolonilerin Mevsimsel
Muayeneleri :
Arıcılık çalışmaları, erken
ilkbahardan geç sonbahara kadar bir bütünlük gösterir. Özellikle
hava sıcaklığının kritik olduğu erken ilkbaharda kontrol sırasında
kolonilerin uzun süre açık tutulması sonucu üşütülmeleri arıların
gerekli sıcaklığı tekrar sağlayabilmesi için kolonideki bal
tüketimini artırır ve hastalıklar için uygun ortam oluşturur. Bu
dönemde yapılacak şeker şurubu beslemesi koloninin hızlı gelişmesine
katkıda bulunur. Anasız ve zayıf kolonilerin birleştirilmesi, her
dönemde olduğu gibi yeterli havalandırmanın sağlanması, arılık
yakınında temiz su kaynağının bulunması, oğul kontrollerinin
yapılması, gerektiğinde bölme yapılması, ana arıların
gençleştirilmesi, flora takibi, zirai mücadele ilaç uygulamaları ile
hastalık ve zararlılardan korunma, ilerleyen aylarda kolonilere
petek ve ballık verme ilkbahar ve yaz aylarının bazı
uygulamalarıdır.
Sonbahar dönemi, son bal
hasadının yapılması ve kışlatma hazırlıkları yönünden yine aktif bir
dönemdir. Son bal hasadı sırasında kolonilerin kış ihtiyaçları için
yeteri kadar bahar balı bırakılmalıdır. Çam balı kış besini olarak
arılar için uygun değildir. Kışlatma için kolonilerde yeterli bal
yoksa koloniler mutlak surette beslenmelidir. Aksi halde açlığa
bağlı olarak kış ölümleri kaçınılmaz olur. Başarılı kışlatmanın bir
diğer kuralı kışa mutlak surette genç arılarla girilmesi ve kış
mevsimi boyunca kolonilerin rahatsız edilmemesidir. Unutulmamalıdır
ki kış ölümlerinin asıl nedeni soğuk değil açlıktır. Bazı mevsimsel
uygulamalar aşağıda konuları içinde verilmiştir.
Kolonilerin Kabartılmış
Petek İle Desteklenmesi :
Balmumu, iç hizmette
görevli 13-18 günlük yaşlı genç işçi arılar tarafından üretilip
koloni içinde petek yapımında kullanılır. Ancak, mum salgılayan
arılar bu iş için önemli miktarda bal tüketmek ve zaman harcamak
zorundadırlar. Değişik araştırıcılarca değişik miktarlar
bildirilmesine karşın ortalama 1 gr. balmumu üretimi için 10 gr bala
ihtiyaç duyulur. Bu noktadan hareketle, bal hasadından sonra, balı
süzülmüş peteklerin, kullanılacağı zamana kadar uygun şartlarda
saklanarak tekrar kullanılması, bu yolla daha kısa zamanda daha
fazla balın üretilmesi teknik arıcılığın önemli bir kuralıdır. Bu
gerçeği bilen arıcılar, ballarını “petekli bal” olarak pazarlamak
yerine “süzme bal” olarak pazarlamakta ve balı süzülen petekleri
yeniden kullanarak bal üretimlerini artırmaktadırlar. Bununla
birlikte, özellikle erken ilkbaharda kış çıkışı sonrası, kolonide
stok olarak yeterli bal bulunmamakta ve aynı zamanda doğal bitki
örtüsünde de yeteri kadar çiçeklenme ve nektar (bal özü) salgılama
olmamaktadır. Koloni gelişimini sınırlayıcı pek çok faktörün var
olduğu bu dönemde, koloni gelişimini sağlamak ve hızlandırmak üzere
kabartılmış petek kullanmanın ayrı bir önemi vardır.
Kolonilerin Gezdirilmesi
(Flora Takibi) :
Profesyonel ve teknik
arıcılıkta flora (bitki örtüsü) takibi ve buna bağlı olarak
kolonilerin gezdirilmesi önemli bir kuraldır. Gezginci arıcılık
yapılmadan sabit bir arıcılıktan gelir sağlamak mümkün değildir.
Türkiye, bulunduğu iklim kuşağı yönünden olsun, nektar ve polen
üreten doğal ve kültür bitkileri zenginliği yönünden olsun arıcılık
yapmaya çok elverişlidir. Flora takibi ve gezginci arıcılık iyi
planlandığı ve bilgili hareket edildiği taktirde arıcıya çok büyük
gelir sağlar. Bu iş için her şeyden önce, kolay taşınabilir, çok iyi
havalandırmaya sahip modern kovanların kullanılması şarttır. Günümüz
şartlarında kolonilerin taşınması gezginci arıcılığın en büyük
maliyet unsurunu oluşturmaktadır. Bu yüzden gezginci arıcılık için
belirli bir sayının üzerindeki koloni varlığı ekonomik olabilir veya
az sayıda koloniye sahip arıcılar nakiller için ortaklık yaparak
nakil masraflarını düşürebilirler.
Nektar ve polen
kaynaklarının seçiminde; bol miktarda ve uzun süre nektar ve polen
üreten bitkilerin bulunduğu yöreleri araştırmak işin esasıdır.
Yonca, korunga, fiğ, üçgül, kekik, adaçayı, geven, karagan
(karabaş), kuş dili, ballıbaba, pamukluk, püren, hardal, oğul otu,
pamuk, ayçiçeği, kestane ıhlamur, akasya, okalüptus, turunçgiller,
elma, badem ve genellikle Ege Bölgesi kıyı şeridinde bulunan basralı
çamlar arıcılık yönünden önemli bitki türlerinden bazılarıdır.
Arıların konulacağı yerler olarak; rüzgar almayan, trafiği yoğun ana
yollardan ve zirai mücadele ilaç uygulanan alanlardan uzak yerler
seçilmelidir. Gezginci arıcılığın ve flora takibinin esasını
oluşturan arı nakilleri sırasında; yeterli havalandırma sağlanmalı,
özellikle sıcak günlerde taze örülmüş peteklerin eski peteklere göre
daha kolay kırıldığı unutulmamalıdır. Nakil sırasında ballı tek bir
peteğin dahi kırılması koloninin ölümü olacağından özellikle yaz
aylarında taze örülmüş ballı peteklerle nakil yapılmaması, nakil
zorunlu ise taze ve ballı peteklerin koloniden alınarak nakillerin
mutlak surette geceleri yapılması gereklidir.
Kolonilerin Beslenmesi :
Her canlı gibi arılar da
yaşam sürekliliği için besine ihtiyaç duyarlar. Doğanın bir bağışı
olarak arılar temel besin ihtiyaçlarını; nektar (bal özü), salgı (basra)
ve polenden karşılarlar. Ancak kimi zaman bu besin kaynaklarının
yeterli olmadığı durumlarda teknik arıcılığın gereği olarak arıların
beslenmesi gerekir. Genel olarak, koloniler erken ilkbahar ve
sonbahar dönemlerinde beslemeye ihtiyaç duyarlar. İlkbahar beslemesi
1/1’lik şeker şurubu (1 ölçek su ve 1 ölçek şeker) ile yapılırken
sonbahar beslemesi 1/2’lik şeker şurubu (1 ölçek su ve 2 ölçek
şeker) ile yapılır. Erken ilkbahar döneminde yapılan beslemedeki
amaç; bu dönemde nektar kaynakları sınırlı olduğundan koloni
ihtiyacının karşılanması ve ana arının yumurtlamaya teşvik
edilmesidir. Bu dönemde yapılan şeker şurubu beslemesi koloninin
hızlı gelişmesine büyük katkıda bulunur. Sonbahar beslemesi ise,
arıların kış ihtiyacı için kolonide yeterli besinin bulundurulması
için yapılır.
Şeker şurubu veya bal
yanında koloninin diğer önemli besin ihtiyacı polendir. Kolonide
yeterli polen yoksa; koloni gelişemez, yavrular beslenemez ve işçi
arılar arı sütü salgılayamazlar. Bu nedenle kolonilerde her dönemde
yeterli polen stoku bulunmalıdır. Tabiatta polen kaynaklarının kıt
olduğu dönemlerde (genellikle erken ilkbahar ve sonbaharda) bu
ihtiyacın takviye edilmesi ve karşılanması yönüyle, en basit olarak;
3 kısım soya fasulyesi unu (yağsız) + 1 kısım polen + 2 kısım şeker
+ 1 kısım su ile kek yapılıp 200-300 gramlık miktarlarda yağlı kasap
kağıdı arasında 1 cm kalınlığını geçmeyen paketler halinde yavrulu
çerçevelerin üstüne konulur. Paketin çerçevelere bakacak kısmı 10-20
yerinden çivi ucu ile delinmelidir. Ancak, gerek bu iş için gerekse
ticari düzeyde polenin bol olduğu dönemlerde polen tuzakları
kullanılarak polen toplanması gerekmektedir.
İlkbaharda şeker şurubu
yerine balla da besleme yapılabilir. Ancak, balla besleme yapmak
ekonomik olmadığı gibi daha hızlı yağmacılığa geden olur. Diğer
yandan, özellikle Amerikan yavru çürüklüğünün sporları balda
yıllarca canlılığını muhafaza edebildiğinden hastalıkların ortaya
çıkması yönünden balla besleme yapmak risklidir. Ayrıca kolonilere
pekmez ve lokum gibi tatlı maddeler v ermek uygun değildir. Besleme
amacıyla en emin ve en doğru besin kaynakları şeker ve polendir.
Kolonilerin
Güçlendirilmesi :
Güçlü kolonilerle çalışma
karlı ve başarılığı arıcılığın ilk kuralıdır. Zayıf koloniler
hastalık ve zararlılara karşı daha hassas olurken yeteri kadar hızlı
gelişemeyip yeterli bal da üretemezler. Aynı zamanda zayıf
koloniler, teknik arıcılığın bir kuralı olan flora takibinde
(gezginci arıcılıkta) nakil masraflarını artırarak arıcılığın
karlılığını düşürürler. Arılardaki sosyal dayanışma ve işbölümü
gereği söylenebilir ki 5 çerçeveli 3 kovana sahip olmak yerine 10
çerçeveli 1 kovana sahip olmak daha karlı arıcılığa vesile olur.
Benzer olarak, 20 bin yetişkin arısı bulunan bir koloni ancak 14 kg
bal üretirken 50 bin arısı bulunan koloninin 41 kg bal ürettiği
bulunmuştur. Bal başta olmak üzere diğer tüm arı ürünlerinin
ekonomik üretimleri ancak ve ancak güçlü kolonilerle yapılabilir.
Güçlü kolonilere sahip olmak ise; arıcılığın bilgi ve tecrübesine,
iyi bir ilkbahar bakımına, genç ve kaliteli ana arılarla çalışmaya,
flora takibine, iyi bir kışlatmaya, hastalık ve zararlılara karşı
uyanık olmaya bağlıdır.
Kolonilerin Oğul
Kontrolü :
Oğul teknik arıcılıkta
istenmeyen bir durumdur. Çünkü oğul, kolonilerin gücünü zayıflatır
ve bal verimini önemli ölçüde düşürür. Ayrıca, pek çok oğulun
kaçması veya oğulun yakalanıp kovana alınması için arıcının önemli
zaman harcaması arıcılığı ekonomik olmaktan çıkarır. Amaç koloni
sayısını çoğaltmak ise bölme yaparak damızlık değeri olan hazır ana
arı kullanmak yine teknik ve başarılı arıcılığın bir kuralıdır.
Ancak arıcılarımızın çoğunluğu koloni sayılarını doğal oğullarla
çoğalttıklarından arılıklarda oğul eğilimi yıldan yıla artmakta ve
arıcılığın karlılığı azalmaktadır. Kovan sayısı artırılmak
istendiğinde oğuldan faydalanma yerine “bölme” yapılması daha doğru
bir işlemdir. Damızlık değeri olan genç ana arılarla çalışılması,
ana arının yumurtlaması ve koloninin gelişmesi için yeterli yerin
sağlanması (petek ve kat verilmesi) ve yeterli havalandırma için
gerekli hassasiyetin gösterilmesi oğul önlemede etkili olabilecek
bazı uygulamalardır.
5. Üretim
Çeşitliliği ve Arı Ürünleri
Üretim Çeşitliliği :
Ülkemiz arıcılığındaki
temel ürünün bal olmasına karşın, bal üretimi yanında arı sütü veya
polen ya da her iki ürünün beraber üretimi arıcılığın karlılığını
artırmaktadır. Diğer yandan Ülkemiz koşullarında, Batı Anadolu
Bölgesinde arıcıların çoğu, bal üretimlerinin önemli bir kısmını
“çam balı” olarak gerçekleştirirler. Ancak, çevre şartlarına (ısı,
rutubet, yağmur) bağlı olarak çam balı üretim miktarlarında yıldan
yıla önemli farklılıklar oluşur. Özellikle çam balı üretimi için
olumsuz koşullarda arı sütü ve polen üretimi, en azından asgari bir
kazanç yönüyle arıcının sigortası durumundadır. Ayrıca, son yıllarda
tüketiciler arasında arı sütü ve polene karşı büyük bir talebin
oluşması daha karlı bir arıcılık için uygun bir ortam
oluşturmaktadır. Kısaca, arıcılıkta üretim çeşitliliği ve bu
ürünlerin kaliteli üretimleri hem üretici hem de tüketici yönünden
önem arz eder.
Dünya genelinde en çok
üretilen ve ticareti yapılan temel arı ürünü baldır. Bunun yanında
bal mumu, polen, arı sütü ve propolis arı ürünleri olarak Dünya
ticaretinde önemli yer almaktadır. Bir diğer arı ürünü olan arı
zehrinin üretim ve tüketimi diğer arı ürünlerine göre oldukça
sınırlıdır. Arı ürünleriyle ilgili bazı faydalı bilgiler aşağıda
konu başlıkları içinde verilmiştir.
Bal :
İnsan sağlığı ve beslenmesi
yönünden önemli bir gıda ve arı ürünü olan bal, Türk Standartları
Enstitüsünün Bal Standardında “bitkilerin çiçeklerinde bulunan
nektarların veya bitkilerin canlı kısımlarından yararlanarak bazı
eşkanatlı böceklerin salgıladığı tali maddelerin balarıları (Apis
mellifera) tarafından toplanması vücutlarında bileşimlerinin
değiştirilip petek gözlerine depo edilmesi ve buralarda olgunlaşması
sonucunda meydana gelen tatlı bir üründür. Bal başlıca glikoz ve
früktoz olmak üzere farklı şekerleri ihtiva eder. Balın rengi su
beyazından koyu kahverengine kadar değişebilir. Bal akıcı, viskoz,
kısmen veya tamamen kristalize olabilir. Balın tadı ve aroması balın
menşeine ve bitkinin türüne göre değişir” olarak tanımlanmıştır.
Genel olarak bal; %80 şeker
ve %17 su içerir. Geriye kalan %3’lük kısım mineral maddeler, amino
asitler, renk maddeleri, vitamin ve enzimlerden oluşur. Balı diğer
şekerli maddelerden daha değerli kılan içerdiği enzimlerdir.
Enzimler yüksek sıcaklıklarda tahrip olacağından bal yüksek
sıcaklıklarda ısıtılmamalıdır. Bal, varroa mücadelesinin yanlış
zamanda yapılması sonucu oluşan “ilaç kalıntısı” içermemelidir. Bu
nedenle kolonilere erken ilkbahar ve son bal hasadından sonra geç
sonbahar dönemleri dışında ilaç verilmemelidir. Aksi halde bal çok
değerli bir gıda olmaktan çıkıp insan sağlığı bakımından tehlike arz
edecektir. İster süzme ister petek hangi tür bal olursa olsun, ilaç
kalıntısı içermeyen ve belli oranlarda enzim bulunduran bütün ballar
kaliteli ve değerlidir. Balın tanımında da bahsedildiği üzere,
toplandığı bitkiye (orijinine) bağlı olarak bal, zamanla kristalize
olabilir. Balın kristalize olması doğal bir olaydır.
Bal yüksek su oranına bağlı
olarak ekşimediği sürece yıllarca bozulmadan kalabilir. Balın
bozulmaması (ekşimemesi) için su oranı %20’nin üzerinde olmamalı ve
bunu sağlamak için de olgunlaşan bir başka ifadeyle, bir çerçevede
petek gözlerinin tümü veya en az 2/3’ü sırlanmış petekler hasat
edilmelidir. Hasat edilen ve süzülen bal dinlendirildikten sonra cam
kavonozlara veya laklı tenekelere doldurulmalıdır. Özellikle %17’den
daha yukarı su içeren ballar ambalaja girmeden önce ekşimeyi önlemek
amacıyla 60 C’de yarım saat ısıtılmalıdır. Doğru yapılmayan ısıtma
işleminde balın enzim değerini kaybettiği ve balda bir kalite
kriteri olan HMF (hidroksi metil furfurol) değerinin yükseldiği
unutulmamalıdır.
Balmumu :
Balmumu, 13-18 günlük genç
işçi arıların son 4 çift karın halkaları üzerinde bulunan mum salgı
bezlerinden salgılanan ve arı tarafından petek yapımında kullanılan
bir maddedir. Mum salgı bezlerinden sıvı olarak salgılanan balmumu
karın halkaları arasından dışarı çıkarken hava ile temas eder etmez
katı hale geçerek beyaz bir pulcuk şekline dönüşür. Arı bacakları
yardımı ile ağzına aldığı pulcuğu çiğneyerek petek örer. Balmumu,
ağırlıklı olarak temel petek yapımı yanında, kozmetik ve ilaç
sanayiinde, parlatma, cilalama, su geçirmezliğin sağlanması,
kalıpçılık ve dişçilik gibi çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.
Arının 1 gr balmumu
üretebilmesi için yaklaşık 10 gr bal yemesi zorunludur. Bu nedenle
koloninin gelişebilmesi, bir diğer ifadeyle, arıların petek
örebilmesi ya da temel petekleri kabartabilmesi için; kolonide bol
miktarda uygun yaşlı genç işçi arıların mevcudiyeti, kolonide
yeterince bal bulunması veya nektar akımının varlığı ya da
kolonilerin şeker şurubuyla beslenmesi gereklidir. Hastalıklı ve
zayıf koloniler balmumu üretemediğinden ve gelişemediğinden bu tür
kolonideki petekler zamanla siyahlaşır. Tam tersine, sağlıklı ve
güçlü kolonilerde mum salgılama ve petek örme süreklilik kazanır.
Kolonideki yeni örülmüş beyaz petekler ve çerçeveler arasındaki
beyaz bağlantılar sağlıklı ve gelişen bir koloninin tipik
belirtileridir.
Polen :
Polen arıların
gelişmelerinde ve görevlerini yapabilmelerinde hayati öneme sahip
bir maddedir. Şayet kolonide polen yoksa yavru gelişimi durur,
kolonide büyük bir panik başlar. Bilindiği üzere arılar enerji
ihtiyaçlarının baldan karşılarken, ihtiyaç duydukları diğer tüm
maddeleri (amino asit, vitamin, mineral madde gibi) polenden
karşılarlar. Kısaca polen, arıların ihtiyaç duydukları tüm maddeleri
içermekle birlikte, insanlar için de önemli bir besin kaynağıdır.
Bazı profesyonel arıcılar bal yanında polen ya da öncelikli olarak
polen üreterek daha kazançlı arıcılık yapmaktadırlar. Yapılan
çalışmalarda bal üretimine ek olarak yapılan polen üretiminin
arıcının gelirinde %30 artışa neden olduğu bulunmuştur. Bu bakımdan,
daha kazançlı bir arıcılık için arıcılarımızın polen üretimine
geçmeleri teşvik ve tavsiye edilmelidir.
Polen, kovan giriş deliği
önüne veya tabanına monte edilebilen polen tuzaklarının kullanılması
ile üretilir. Polen tuzağı çekmecelerinde toplanan polen, her gün
veya her iki günde bir alınarak; teknik olarak, sıcaklığı 40 C’ı
geçmeyen havalandırmalı kurutma dolaplarında veya basitçe,
havalandırmalı, doğrudan güneş almayan sıcak bir yerde, kalınlığı 1
cm’yi geçmeyecek şekilde serilerek ve zaman zaman karıştırılarak
kurutulabilir. Kurutma ile polende bulunan yüksek nemin %7’ye
düşürülmesi ve güvenle saklanması sağlanır. Kurutulan polen ince
eleklerden geçirilerek ve basit bir üfleme sistemi ile temizlenir.
Kurutulan ve temizlenen polen hava almayan cam kavanozlarda veya
polietilen torbalarda saklanır. 1-4 hafta gibi kısa süreli
saklamalarda normal oda sıcaklığının yeterli olmasına karşın uzun
süreli ve ideal saklama ortamı 4-5 C’dır. Basit olarak günlük
kullanılan bir buzdolabı bu ortamı sağlar. Polenin kurutulması ve
temizlenmesine müteakip karbondioksit (CO2) uygulanmasına tabi
tutulması polenin daha güvenli saklanmasına katkıda bulunur.
Çoğu arıcı polen toplamanın
koloni gelişimine ve sonuçta bal üretimine olumsuz etkide
bulunduğunu düşünür. Oysa yapılan araştırmalar, polen toplanılan
kolonilerdeki arıların bu açığı kapatmak için daha fazla
çalıştıklarını ve sonuçta polen toplamaya rağmen koloninin
gelişiminde ve de bal üretiminde ciddi bir olumsuzluğun olmadığını
göstermiştir. Ancak, ekonomik bir polen üretimi için kolonilerin,
bol polen üreten bitkilerin mevcut olduğu yerlerde bulundurulmaları,
kolonilerin güçlü olması, yavru içermesi ve gerektiğinde şeker
şurubu ile beslenmesi gereklidir. Uygun bir yerde bulunsalar bile
zayıf ve yavru içermeyen koloniler yeterli polen toplayamazlar.
Polen, insan sağlığı ve
beslenmesi yönünden gerekli tüm amino asitleri, vitaminleri, mineral
ve diğer maddeleri bir denge içinde bulunduran doğadaki tek ve en
zengin besindir. Bu yönüyle polen hem dünyada hem de ülkemizde;
vücut direncinin arttırılması ve korunmasında, gelişme
bozukluklarının düzenlemesinde, özellikle prostat ve karaciğer
problemlerinin giderilmesinde sporcular, yetişkinler ve çocuklar
tarafından kullanılmaktadır. Polenin sabahları kahvaltıdan önce aç
karnına alınması tavsiye edilmektedir. Günlük doz kişiye ve vakaya
göre değişmekle birlikte genel olarak; yetişkinler için 15-20 gr,
3-5 yaş arası çocuklar için 5-10 gr ve 6-12 yaş arası çocuklar için
10-15 gr olabilir. Nadiren de görülse polenin bazı kişilerde
alerjiye neden olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve bu durumda
polen alımından vazgeçilmelidir.
Arı Sütü :
Arı sütü, 6-12 günlük genç
işçi arıların başlarındaki salgı bezlerinden salgılanan, besin
değeri oldukça yüksek, beyaz renkli, peltemsi, hafif acımtırak bir
arı ürünüdür. Bugün için hem dünyada hem de Ülkemizde insan
sağlığında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve korunmasında
kullanıldığı gibi kolesterol ve tansiyon düşürmede, cinsel
fonksiyonları iyileştirmede, hücre yenileyici ve onarıcı etkisinden
dolayı cilt ve saç problemlerinde kullanılmaktadır. Bu çerçevede tüm
dünyada ve özellikle Çin’de tonlarca arı sütü üretilmekte ve
ticareti yapılmaktadır. Polen üretimi gibi arı sütü üretimi de
arıcılıktan elde edilen kazancı artırmaktadır.
Teknik arı sütü üretimi,
ana arı üretimine benzer olarak “Doolittle yöntemi” olarak
adlandırılan “larva transferi yöntemi” ile yapılmaktadır. Bu
yöntemde; boş bir çerçeveye, kendi etrafında dönebilen 2 veya 3 çıta
monte edilerek transfer (aşılama) çerçevesi hazırlanır. Bu işlemden
daha önce veya sonra 8-9 mm çaplı tahta kalıp yardımıyla eritilmiş
bal mumundan 8-9 mm uzunluğunda temel ana arı yüksükleri yapılır
veya fabrikasyon olarak plastikten yapılmış olanlar temin edilir.
Bal mumundan veya plastikten yapılmış bu temel ana arı yüksükleri
eritilmiş bal mumu yardımıyla çerçeve üzerindeki çıtalara
yapıştırılır. Arılıkta bulunan kolonilerden bolca günlük larva (1
gün yaşlı larva) içeren açık yavrulu bir petek çıkartılıp, günlük
larvalar transfer iğnesi ile temel ana arı yüksüklerine transfer
edilir. Transfer işlemine müteakip, aşılama çerçevesi transfer
işleminin 1-2 gün öncesinden düzenlenen üretim kolonisine verilir.
Transfer çerçevesinin üretim kolonisine verilmesinden 2.5-3 gün
sonra ana arı yüksüklerindeki larva dışarı atılıp yüksüklerdeki arı
sütleri tahta bir kaşıkçık yardımıyla koyu renkli cam kavanozlara
alınır. Arı sütünün alındığı yüksüklere tekrar larva transferi
yapılıp üretim kolonisine verilmesiyle arı sütü üretimi devam
ettirilir. Renkli cam kavanozlara alınan arı sütü hemen, buzdolabı
gibi soğuk bir ortama getirilmeli ve burada saklanmalıdır. Arı sütü
üretim kolonileri diğer adıyla bakıcı koloniler, ana arısız veya ana
arılı olarak düzenlenebileceği gibi bolca genç işçi arı içeren “oğul
kutusu” olarak ta hazırlanabilir. Üretim, ana arısız kolonilerde
yapıldığında; koloninin ana arısı larva transferinden 1-2 gün
önceden alınmalı, koloni bol miktarda genç işçi arı, polen, bal ve
kapalı yavru içermelidir. Koloni mevsim boyunca şeker şurubu
beslenmeli ve haftada bir olmak üzere bu koloniye genç işçi arı veya
kapalı yavru petek takviyesi yapılmalıdır. Üretim kolonisinin gücüne
bağlı olarak koloniye 100-300 adet hücre içeren 1-3 adet arasında
veya daha fazla sayıda transfer çerçevesi verilebilir. 5 hücreden
ortalama 1 gr arı sütü elde edilebilir.
Mutlak surette soğuk
ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç
karnına, kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşıkçık
yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye
edilmektedir. Yetişkin bir insanda günlük doz 500 mg (yarım gram)
olabileceği gibi vücut ağırlığının her kg’ı için 3 mg olarak da
hesaplanabilir.
Propolis ve Arı Zehiri :
Propolis işçi arılar
tarafından ağaçlardan toplanan ve yine işçi arılar tarafından
kovanda çatlak yerlerin kapatılmasında, kovana giren ve ölen yabancı
böceklerin kokuşmasının önlenmesinde, petek hücrelerinin ve kovan iç
cidarının parlatılmasında ve yavru alanlarının hastalıklardan
korunmasında kullanılır. Bileşiminde reçine, polen, balmumu, eterik
yağlar, değişik organik ve inorganik bileşikler vardır. En basit ham
propolis üretimi, kovanda, giriş deliği ve çevrelerde toplanan
propolisin kazınması şeklinde yapılır. Propolis teknik üretiminde
ise kovanda; üste, ortaya ve alta takılan plaklar ve bazı özel
düzeneklerle takılır. Toplanan ham propolis bazı kimyasal
yöntemlerle saflaştırılarak ekstraktı elde edilir. Brezilya, Çin,
Japonya gibi bazı ülkelerde önemli miktarlarda üretilip insan
sağlığında kullanılmasına karşın ülkemizde yeterince bilinmediği
için yeterli üretimi ve tüketimi yapılmamaktadır.